HİZMETLERİMİZ

Duruş Bozuklukları

Duruş Bozuklukları

Duruş Bozuklukları

Duruş, vücudun yerçekimi karşısında kendisini nasıl konumlandırdığı ve hareket sırasında bu konumu nasıl kontrol ettiği ile ilişkilidir. Günlük yaşamda uzun süre oturma, bilgisayar ve telefon kullanımı, tekrarlayan hareketler, fiziksel aktivite düzeyi ve kişinin alışkanlıkları duruş ve hareket özelliklerini etkileyebilir. Duruş değerlendirilirken yalnızca omurganın şekline değil, baştan ayağa vücudun birbirleriyle olan hareket ve yük aktarımı ilişkilerine bakılabilir.

Baş ve boyun bölgesinin pozisyonu, göğüs kafesi, omuz kuşağı ve omurganın hareketleriyle birlikte değerlendirilir. Başın öne doğru taşınması, omuzların pozisyonu veya üst sırt bölgesindeki hareket kısıtlılıkları; kişinin günlük hareket sırasında oluşturduğu kompansasyon stratejileriyle birlikte ele alınabilir. Bu nedenle duruş çalışmaları yalnızca boyun veya sırt bölgesine yönelik olmayıp, baş-boyun-gövde arasındaki koordinasyonu da içerebilir.

Omurga, pelvis ve alt ekstremiteler vücudun ağırlık aktarımında birbirleriyle bağlantılı şekilde çalışır. Pelvisin pozisyonu, kalça hareketliliği, diz ve ayak bileğinin fonksiyonu ile ayak tabanının yere temas biçimi; ayakta durma ve yürüme sırasında vücudun genel hareket stratejilerini etkileyebilir. Bu nedenle duruş değerlendirmesinde gerektiğinde bel ve pelvis bölgesinden başlayarak kalça, diz, ayak bileği ve ayak hareketleri de dikkate alınabilir.

Kaslar, eklemler, fasya ve diğer yumuşak dokular vücudun hareketi sırasında birlikte çalışır. Bir bölgede hareket kapasitesinin azalması veya kasların çalışma biçiminin değişmesi, hareket sırasında başka bölgelerin daha fazla yük üstlenmesine neden olabilecek kompansasyon stratejileriyle birlikte görülebilir. Bu nedenle kişinin duruşu değerlendirilirken yalnızca dışarıdan görülen hizalanmaya değil, hareket sırasında ortaya çıkan kontrol ve yük aktarımı özelliklerine de bakılabilir.

Duruş ile solunum arasında da fonksiyonel bir ilişki bulunur. Diyafram, göğüs kafesi, karın duvarı, omurga ve pelvik bölge solunum ve gövde stabilizasyonu sırasında birlikte çalışır. Gövdenin pozisyonu ve solunum biçimi değiştiğinde bu yapıların hareket koordinasyonu da değişebilir. Bu nedenle duruş çalışmalarında gerektiğinde gövde kontrolü, solunum ve hareket arasındaki koordinasyon birlikte ele alınabilir.

Oturma ve çalışma alışkanlıkları da duruş üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak yerine kişinin çalışma ortamının düzenlenmesi, ekran ve masa yüksekliğinin uygun hale getirilmesi, oturma sırasında pozisyon değiştirme alışkanlığının geliştirilmesi ve gün içerisinde düzenli hareket edilmesi desteklenebilir. Amaç yalnızca belirli bir “doğru duruş” pozisyonunu sürekli korumak değil, kişinin farklı pozisyonlar arasında kontrollü ve rahat şekilde hareket edebilmesini geliştirmektir.

Fizyoterapi sürecinde kişinin ayakta durma, oturma, yürüme, eğilme, uzanma ve günlük yaşam aktiviteleri sırasında oluşturduğu hareket stratejileri değerlendirilebilir. Omurga ve eklem hareketliliği, kasların koordinasyonu, gövde kontrolü, pelvis ve alt ekstremite hareketleri kişinin ihtiyaçlarına göre birlikte ele alınabilir.

Kişinin mevcut hareket kapasitesine göre omurga ve eklem hareketliliğini destekleyen egzersizler, kas kuvveti ve dayanıklılığını geliştiren çalışmalar, gövde stabilizasyonu, denge ve koordinasyon egzersizleri ile günlük yaşam ve ergonomiye yönelik düzenlemeler programa dahil edilebilir. Egzersizlerin zorluk düzeyi kişinin kapasitesine göre kademeli olarak artırılır.

Duruşla ilişkili şikâyetlerde amaç yalnızca dışarıdan görülen vücut hizalanmasını değiştirmek değil; kişinin hareket sırasında vücudunu daha kontrollü kullanabilmesini, yükleri daha dengeli aktarabilmesini ve günlük yaşam aktivitelerini daha rahat gerçekleştirebilmesini desteklemektir. Bu nedenle her bireyin duruş özellikleri ve hareket ihtiyaçları ayrı ayrı değerlendirilerek kişiye özel bir fizyoterapi programı oluşturulabilir.

İletişime Geçin